özkan's profilesokaklardaPhotosBlogLists Tools Help

Blog


    July 28

    Adisiniz ulan adi....

     

     

    Gariban halkım sıcaktan bunalmış kendini sokağa atmış ve sen gel zaten beli bükülmüş garibanları katlet .

    Bu güne kadar bu konuda hiç yazı yazmadım , her türlü,sola,devrimciye,demokrata, muhalefete“terör”damgası vurursan; böyle adilere ne diyeceksin ,işte o zaman gerçek çıyanlar ,işbirlikçi hainler elini kolunu sallaya sallaya dolaşacak , sen bıldırcınları , kuşları yok edersen böyle adi keneler , kan emiciler rahat rahat sokaklarda dolaşır ,dolaşır çünkü o keneleri gagalayacak delikanlıları sen yok ettin onlar olmayınca , o adi hainler aslında kendi sokağına ,kendi kardeşlerine adilik yapanlar böyle rahat dolaşırlar, tekrar diyorum “ulan, adisiniz, adi...”

    sokakların başı sağ olsun, geçer bu günler geçer ...

     

    Deli Yazar özkan

    Image Hosting by PictureTrail.com

    July 22

    Kierkegaard ...

     

    Ben bu ayarda yıllarca yaşayamam diyordu,

    sıkar bu şekil ,sıkar bu tarz diyordu,

    intihar mı edeceksin diye sorduklarında ;

    yok ulan yok, o taraf da yok diyordu ,

    bu taraf da yok ...

    arada sıkışıp kalmak var ,

    sıkılıp kalmak var,

    sıkılmak bütün kötülüklerin anasıdır diyordu ;

    Kierkegaard

    Søren Kierkegaard

     

    July 21

    Play;”Sefilleşen orta direk Ya da sokaklaşan evler...

     

     

    bu konu gargaraya gelmez ,bu konu çok yazı kaldırır,yazan varsa yazsın ,anlamayan varsa küçük bir parantez açayım ; (önceleri sokaklarda sefil hayatlar dikkatimizi çeker ulan ne boktan dünya falan edebiyatı yapardık ve artık sokaklardan evlere girdiğimizde aynı sefil hayatın orta direk diye tabir edilenlerin yaşadığı evlerde de yaşandığını ,buzdolabıların artık boş olduğunu , Tv seyretmenin tercih olmadığını yaygın olarak görür olduk ),işte bu konu “sefilleşen orta direk Ya da sokaklaşan evler “ konusunu ,buraya koymadan edemedim ve tekrar ; Pause

    July 15

    böcekçi...

    ---- yine ortalığa keneyi attın ...
    ----  boş ver hocam ,üzerine alan alsın ben bunu ,bütün çakal,koca kafa,sonradan görme ve birinci lig takımları için söyledim
    ---- aman ha ,
    ---- aman... tamam da ,biz de çok tembeliz be birader , koca dünyanın altına girmiş atlas gibiyiz ,ama çok sabırsızız ...

    --- hocam uzatma ,sıkma ,bayıltma, biliyorsun ,uzun yazılar aynen zaplanıyor ,kısa ve konsantre yazılar, anlaşıldı mı ? OK..?

    ---- .....Deli Yazar Özkan ve Saz Arkadaşlar

    July 08

    Hiçbir teknik , yüreği dinleyemez,okuyamaz...

     

    8/7/2008

    ---- Ben bir kaç  kelime edip gideceğim ; sana bir şey deyim mi ? hiçbir teknik , yüreği dinleyemez, okuyamaz ve ne yapacağını önceden kestiremez,
    ---  Yüreklerin efendisi de salak olmaz...
    ---  Tamamdır ve  kodun noktayı, virgül bile gerekmedi...
            
            Deliyazar  Özkan  ve Kıl Yaşar...

    July 07

    Yukarıdaki oradan ne görüyordur ? Ya da ” Güneş Böcekleri “ ...

     

    ---ne o Allah yazılarına mı dalıyoruz ?

    --- yok be kardeşim biz o konuları yazacak kadar ulvi değiliz ,sokakların yaramaz adamlarıyız,neyse benim dediğim tüm dünyaya yukardan bakan veya bakanlar var ya hani ,bütün dünyayı satranç tahtası gibi görenler varmış ya , işte onlar ne görüyor Ya da onlarda aynen koyvermiş , işi otamatiğe m i bağlamışlardır ,

    ---- o salak siyasi yazılara dalmayalım şimdi hiç çekemem, ne görecek yani sen karıncaları Ya da böcekleri nasıl görüyorsan o da öyle görecek , kendini bi bok mu sanıyorsun , ve oradan nasıl görünüyorsan o görüntü bu artık içselleşir  . Çalışanlara karınca diyelim de biz neyiz ? biz olsak olsak böceğiz dersin , böcekleşme işte böyle başlar ve artık sen bir böcek gibi ufacıksındır , senin dışındaki dünya acayip büyüktür ve sen her şeyi bu böcek gözüyle görürsün , böceklerin gözleri yüzlerce Ya da binlerce mercekler bütünüdür yani acayip ayrıntı alır ,

    ----ayrıntı bol ama ayrıntıda boğulma da burada başlar , hem böcekleşmediğini zannettiklerini büyük görecek , sorunları abartacaksın , hemde ayrıntılarda boğulacaksın...

    --- şimdi verelim mesajı

    --- ne mesajı kardeş ?

    --- o kadar moral bozduk ,şimdi yaşama sevinci ,umut, falan verelim

    --- ne vereceksin be kardeşim senin vereceklerinden ne olur , boş ver gitsin , şu an dışarısı aydınlık böceklerin kaçacağı ortam yani , o kadar da değil be kardeş , yada biz aydınlıkta da dolaşan böcek türünü bilim dünyasına haber verelim

    --- karanlıktan kaçan, güneşe giden böcekler ;” güneş böcekleri ” ...

    --- tamam işte mevzu olumlu bağlandı ,

    --- hadi yazıyı blogla da ,karpuzlama yapalım...

                       Deli Yazar Özkan ve Kıl Yaşar

    July 05

    Uludağ sözlük’e açık Mektup …

    Uludağ sözlük’e açık Mektup …

    –ben “Deli yazar Özkan” sabah bir baktım “merhaba deliyazar,

    04.07.2008 21:05 itibari ile sozluk kurallari geregi uyeliginiz silinmistir.”

    http://www.uludagsozluk.com”
    ” şeklinde bir yazı gördüm ve hemen sözlüğe tazıp bana bunu açıklayın ,yoksa aklıma geldikçe kulaklarınız çınlatırım tartzında bir yazı yazdım ,bu saate kadar yanıt almadım ,aynen ben “Deli yazrarım” yani kafama estikçe akıllı deli yazarım ,yanlış anlamayın “yazar” falan değilim eylem olarak yazarım,iş olsun diye yazarım,çoğunlukla saçmagibi algılanıe ama ben yazarım ,sen uludağ deil de ağrı dağı olsan iplemem yazarım, aklıma geldikçe benim kayıdımı bana açıklama gereği bile hissetmeyen arkadaşın kulağını çınlatırım ve bu kulak genelde sol kulak olur , yani hayırlı bir çınlama olmaz bu , şimdilik fazla uzatıpda ağlar hallere girmeyim ama “Uludağ sözlük” sen “uludağ sözlüksen ben de “sokaklarda “adı altında yazı yazan” deli yazar”ım bana açıklama yapacaksın..” bunun başka yolu yok .

    July 04

    --- iki afiş ,iki dünya...

    --- iki afiş ,iki dünya...



    July 03

    Baba Haydar'dan mektup var ...

    Baba Haydar'dan mektup var ...

     

    şimdi sana yazdığım bu mektup seni belki de şaşırtmıştır ,bu adam kayıptı nereden çıktı şimdi bu mektup ?, üstelik daha önce ondan hiç de mektup gelmemişti , mektup denilen şeyi bile unutmuştu,

    Neyse bu mektubu okumadan sakın zarftan çıkan resimlere bakma , baktıysan zaten bir anlam da vermemişsindir , biliyorsun geçen kıştan beri araziyim , bir ara yazdığın gibi aşağılara indim , tahminin iyi , beraber indiğim hatunu da aynen sepetledim ya da o beni sepetledi ve ben sap gibi Bodrum merkezine düştüm , o sıralar yine biraz ortalama görüntüm vardı ama sokaklar bu görüntüyü hemen dibe çekmeye başladı, meyhaneler beni çabuk bağrına bastı ama bela halleri sürekli yanımızda olduğundan tek tek merkezden kenarlara doğru bir rota ile yer adı vermenin fazla da önemli olmadığı bir hikayeye doğru gittik , hani esas yoldan ayrılır da kaybolduğunu zanneder ve birden bir koy da bulursun ya kendini , işte bende öyle bir koy da ve Güneş pansiyonda buldum kendimi , bir baktım bahçedeyim ama nerenin bahçesi bilmem durumlarındayım , tepemde kara ama zenci olmayan ayı gibi biri ,kalk Hemşerim sende nereden çıktın ,muhabbeti , fazla konuşmadım o anladı , otur şuraya da gömül şunlara dedi ben gömüldüm , çok sıcak ve pansiyon adı gibi güneş , güneş gibi pansiyon on beş yirmi yataklı bir yer , ayının adı Kasım , yanında durmayan kadının adı Nisan imiş , o gün Nisan hanım tarafından uzun gözlem altında geçti , hiç konuşmadı ama kovmadı da , zaten ben de sıcağı sevmediğim den ağaç altları keşiflerine çıkıyordum , çevrede birkaç ,bar, cafe, falan da var ama ben burasının kedisi olurum dedim , pansiyonun bahçesi ve küçük bar gibi yeri , mutfağı falan da var , akşam ,kalanlar doğaçlama alemlere başlıyor, Almanlar,İngilizler eksik olmuyor , neren bulurlar bu üç evlik yerleri bilmem, ama ben iyi buldum onu bilirim, hem ye ,hem iç , hem yat iyi yer , gerçi genelde kumsal da sabahlıyorum , ya da orada uyanıyorum , işte o uyanmalardan birinde ki o uyanmalar artık öğlen güneşine yakın oluyor ,olamazsa zaten beyin kanaması kapıda , uyandım ama bu uyanma ayağa kalkıp gölge bulma ve uyumaya devam etme uyanması , yani hayal gibiyim , sallanarak yürüyorum , ileri doğru bakmaya çalışıyorum , ayağımın dibinden bir ses, herhalde kadın sesi ; hep öyle kal hiç kıpırdama ,diyor ulan bu da nesi diye aşağı doğru baktım , kayanın yanında , kayanın gölgesi gibi ama ses çıkan bir gölge , sese baktım saçları kara, giysisi koyu kara, eller dal gibi, bacaklar mı henüz daha görmedim , ama şimdi biliyorum, deli bir olay , sen şimdi yavaş yavaş durumu anlamaya başlamışsındır, bu yine bir örümcek olayına girdi diye , doğrudur girdim ama bu örümcek acayip bir şey be Özkan, , neyse kalk dedim kalktı leş gibisin ulan dedim , sustu, hadi gel benim mide isyanda dedim , benim ki de dedi, sanki yıllar sonra tanıdık birine rastlarsın da aynen kaldığı yerden olay devam eder misali , bir yandan da birbirimizi kesiyoruz , arkaya baktım geliyor ,durdu nereye dedi Güneşe dedim , Nisan'a mı dedi , evet dedim , sen biliyorsun dedim , ben gelmem dedi , neden dedim sen bana yeteri kadar bakmadın herhalde dedi , ve o an tekrar baktım , baktım doğru dedim Nisan seni almaz , ayı Kasım yer seni , beni kimse yiyemez ulan dedi ,sanki Topağacı Sosyetesindenmiş de bu adaya düşmüş havası vardı , ama hiç de acınacak gibi de değildi , genel de yere bakarak konuşuyordu ya da genelde başı eğikti, kaldır sana başını dedim işte an ;o andı , böylesi neydi, o gözlere sürekli bakılamazdı , şimdi anladım dedim Nisan seni gerçekten almaz ,sonra anlatırım Nisan olayını dedi ,daha da anlatmadı , ama o leş gibi kadın manyak bir şeydi , ,hadi gidelim o zaman bir yer buluruz dedim dağlara ,köylere doğru yürümeye başladık , konuşmuyor ,sürekli yürüyorduk, ayılmış ,midemiz de susmuştu, ama ben acayip susamıştım , ilerde çeşme var dedi , sanki çok yakındaymış gibi koşmaya başladık , kan ter içinde kalmıştık ben tam leş olmuştum , çeşme oradaydı gözümde sadece çeşme görünüyordu hızla daldım , hızla dalmış başım tam koltuk altına gelmişti ,ulan dedim burnuma acıyorum ,, ve o boğulurcasına içmeye başladı , ne o ? hiç de leş ter kokusu yok, bir insan o kadar terler ve bu kadar mis mi kokar , şaşırmış öyle kalmıştım , susuzluğum da fazla dert değildi ama kana kana içtim kaşım yukarda düşünüyordum bu kadın nasıl bir şeydi?

    Baksan dedi senin adın ne ,Yaprak dedi , ve şimdi resimlere bakmadıysan bak , o Yaprak ve ben , ama bu ne kadar sürer bilemem, O “peygamber böceği” O örümcek , nasıl oldu da oldu yazacağım , kafam yerine ,iken yazacağım ama beni kasma ...”

    herkese selamlar

                          Haydar   "

                  Blogcu  Özkan